Yönetim Kurulu Başkanı Zeynel Gül – ALİMLERİN BAŞTACI EDİLDİĞİ DEVLETTEN, ALİMLERİN ASILDIĞI GÜNLERE

Kuran-ı Kerim in asılı bulunduğu oda da ayaklarını uzatıp uyumaya haya eden bir Bey’in kurduğu ve Alimlerin baş tacı edildiği bir devletten, alimlerin susturulduğu ve ipe götürüldüğü bir devlete nasıl gelindi?

Fatih’in önünde İstanbul’a giren Akşamsettin nerede? Elleri zincirli haliyle trene bindirilen İskilipli Muhammed Atıf nerede? İlimler aynı, sarıklar aynı, sakallar aynı ve Milet’te aynı iken değişen nedir?

Muhammed Atıf’ın İskilipli olduğu kadar doğru olan bir doğru daha var ki o da;

Ümmet-i Muhammed adına öldürüldüğü. Onu bir ümmeti ve o ümmetin medeniyetini cezalandırmış olmak için şehit ettiler. Onun dini, insani ve beşeri bir suçu yoktu. O çalmadı, vurmadı, kaçmadı, konuşmadı. Geride kalanlara ibret olsun, ağızlara gem vurulsun diye seçildi. Kurbanlık olarak onu beğendiler. Beğenirken de öyle zayıf bir kurbanlık beğenmediler. Ümmetin nereye gittiğini iyi tahlil eden, ümmetin kurtuluşu için fikirler üreten, hakkı hak bilen, hakkı üstün tutan çalışmalar yapa bilen birini seçtiler. Seçimleri tamda istedikleri gibiydi. Onu ipe götürmek için göstermelik mahkemeler de, celse üstüne celseler yapıldı. Ağır iftiralar, çirkin ifadeler ve tahkir edici sorular soruldu. Bunlar da yetmedi idamla tehdit ettiler. Tüm bunlar karşısın da beklediler ki; rükû da bükülen beli, önümüzde bükülsün. Allah için secde varan yüzü, onlar için secdeye kapansın. O her zaman ki vakur ve heybetli haliyle, Camii kürsüsüne çıkar gibi idam sehpasına çıktı. Tıpkı vaaz ederken söylediği şehadeti şimdi idam sehpasında söyledi ve şehitler kervanına katıldı.

Muhammed Atıf’ı İdam Sehpasına götüren olay neydi?

Hocaefendi 1924 yılında yani Şapka Kanunu çıkmadan 1 yıl önce kaleme almış olduğu ‘’Frenk Mukallitliği ve Şapka’’ kitabında yazmış olduğu şu cümleler; ‘’Bir Müslüman’ın simge ve alameti küfür sayılan bir şeyi zaruretsiz giymek ve takınmak suretiyle Müslüman olmayanları taklit etmesi ve kendini onlara benzetmesi dinen memnudur.’’ Bu şehadet cümlelerini merhum hocamız, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a) efendimizin Şu hadis-i şerifine istinaden kaleme almıştır. ‘’Bir kavme benzeyen, onlardandır.’’ Bu bilgiler ışığında açık olarak görüyoruz ki; Amaç Muhammed Atıf değil, İslam’dır.

Şimdi soruyorum sizler; Yıllarca Müslümanları, sahte alimleri astılar diye aldatanlar bunun cevabını nasıl verecekler? Yıllarca münafık cehrelerinizle, bu ümmete ve bu millete yalan söylemekten hiç mi utanmadınız? Merhum Akif’in mısralarıyla; Ne ibrettir kızarmak bilmeyen cehren, Bırak Kardeşim Tahsili, Git önce edep, haya öğren.

Sözlerimi Şehadet sehpasında son sözünü söyleyen Şehitler Abidesi Muhammed Atıf’ın sözleri ile tamamlamak istiyorum; ‘’Zalim ve katillerle mahşer yerinde hesaplaşma mukadderdir.’’